December 2011
1 post
August 2011
2 posts
April 2011
8 posts
yalnızlığın anlaşıldığı an: insanı çok güldüren birşey seyrederken yüzüne bir...
– burasi
"meat orgy" hayata bakışımı değiştirdi
doğru bildiği yerler yanlış çıkmaya başlar bazen insanın. yolunu bulmak için aklına iliştiriverdiğin dikilitaşların yıkılmasıdır bu esasında. malum, dikilitaşlar, deniz fenerlerini saymazsak en etkili yön bulma aracı olmuşlardır bugüne değin… kafa karışıklığından değil, bildiğin her şeyin yanlış çıkmasından, yanlışa dönmesinden bahsediyorum şurada durmuş, boyumdan büyük laflar etmiş gibi...
"i'll kill you" G.House
bu kış sanırım güneş beğenmeye başladım. olur olmaz çıkıp gözüme girişini değil, ara sıra yükselip içimi ısıtışını da değil, görkemli duruşu, ya da hayata olan hayati etkisi de değil. rengi, ışığı beğenimi kazandı. öyle ki, sanki bu zaman kadar görüp durduğum güneşin rengi değişti. daha bir canlı, daha bir sıcak, daha bir içten, daha bir bizden oldu adeta bir anda. geleceğe umutla bakacak yaşta...
midas'in kulaklari, cok afedersin, essek kulagi!
insan bir kere asik olur derler ya, yalan abicim yalan. daha dogrusu, manipulatif gercek. simdi sen bir kere asik oldun ya, hani yerlere yapistin tabiri caizse, hani simseklerin caktigi yerlere kadar cikti tabanlarin, boslugu dovduler ya, hani gogus kafesinde guvercinler besledin ya sen, sonra umutlar besledin, buyuttun, sonra yuvadan ucuslarini seyrettin ya, sonra her gecen gun yeniden oldun, her...
March 2011
3 posts
o duyguyu layıkıyla verebilmek için, önce alt dudağını seyirteceksin kendini...
1 tag
sultan suleyman'a kalmadi dunya
gun gecmiyor ki bir floresan lamba starteri bozulmasin. starteri bozulmus floresan nasil sinirini bozar insanin bilir misin sen? sen sinirlendikce daha da tutkuyla baglanir gevrek gevrek yanip sonusune. umrunda bile degildir senin kendini yirtarcasina tirmalama istegin, ya da bastigin yeri kiracak kadar hunharca vuracak olman ayagini bastigin yere. onun icin varsa yoksa yanip sonmek var, hayatta...
diyelim ki...
senin icin olurum diyen sevgili, olmeni isteyen icin olunmez haberin olsun. ince ince isleyecek cansiz bedenine ihtiyaci oldugunu zihnine, sonra sen kendin isteyeceksin onun icin olmeyi, planlar yaparken bulacaksin kendini, kendi olumun hakkinda, hem o bilmeyecek bu yaptiklarini diye dusuneceksin bir de, cunku sen sanacaksin ki, onun icin oldugunu bilirse, yasayamaz daha fazla bu dunyada…...
February 2011
2 posts
3 tags
hey you! would you help me to carry the stone,...
oncelikle kabullenmem gereken cok net bir sey var, her seyi de ben bilemem ki canim! kulak asmak, soz dinlemek lazim. her konusani degil elbet, dinleteni dinlemek, verdigini almak, bir kenara koymak degil tabii, anlamak, ozumsemek gerek. hem her seyin uzmaniysam eger, esasinda bir bok bilmedigimin resmi degil midir bu? gerci kimseye karsi gosteris degil bu her seyi bilir ama kendini bilmez...
em-ay-ti
(bir sey okuyorsun, sana boyle seyler hatirlatiyor, hissettiriyor, bravo vallahi, varol kedi, sen onu yazmasan, ben bunu yazamazdim) …bir de yalnizca ten uyumundan ibaret iliskiler var. o kadar sarsici iliskiler ki esasinda.ne vazgecebiliyor insan, ne merkezine koyabiliyor hayatinin. ama sadece onu sevmek, sadece ona dokunmak, onu koklamak istiyorsunuz, ve fakat arkaniza donup bakinca…...
January 2011
1 post
December 2010
5 posts
rachael yamagata - be be your love →
rahmetli fizy linkiydi, simdi guncelledim ama, fizy vardi be…
Anything else...: Kar... →
ocalzilanli:
Bütün gece kar yağmasını bekledim.Bütün gün evden çıkmamıştım çünkü ve birşeyleri beklemem gerektiği hissi vardı içimde. Yükseklerde kar var nameleri duyuluyordu ama benim evimin önünde tık yoktu. Önce bir uğultu başladı, sanki geliyorum der gibiydi. Saat gecenin 3ü olmuştu ve önce ilk sulu kar…
december already?...
pazartesi sabahlarinin insan hayatinda digerlerinden farkli bir yeri oldugu suphesiz. yogunlukla okul, is gibi zorunda oldugumuz seyleri yapmakla, ya da en azindan gitmekle yukumlu oldugumuz yerlere gitmekle alakalidir bu. Hem neyi degistirir ki bu miskinligin nereden geldigi bilgisi… sonucta geliyor ve gun isigi gibi alnimizin bas kosesine oturuyor isil isil. kimisi icin ayridir...
depozito şart!
bir adam anlatıyorum, dünyanın en şakacı insanı sanıyor kendini, ama yaptığı şakalar ya hiç anlaşılmıyor, ya da ayrımcı veya aşağılayıcı. Bir adam tanıyorum, yaptığı yorumlar ya yaftalayan cinsten, ya da olması gerektiğinden çok daha peşin hükümlü. Bir adam tanıyorum, rahatlığını gözünüze sokmak için elleri hep ceplerinde, ama boş anlarında omuzları hep çökük, onda da var bir rahatlık! Bir adam...
November 2010
8 posts
cozuttum!: okudumda cok sey istemisim :D ama ne... →
bonibonkovalasin:
oyle bir sevmek istiyorumki…korkmadan , hic cekinmeden… gizlim saklim olmadan sevmek istiyorum… bunu yaparsam boyle olur , sunu yaparsam soyle olur diye dusunmeden ucup gidecekmis gibi hissetmeden sevmek istiyorum…onun yaninda hep kendim gibi olmayi umarak sevmek istiyorum…rahat,cocuksu… onun…
p.s rabbim kavustursun, ne diyeyim :)
I can never read all the books I want; I can never be all the people I want and...
– Sylvia Plath (via foralskelse)
hihi evet, karisik biraz kafacegizim...
buruk bir gune uyanmak ne menem birseydir tanrim, uyanmamaya tercih edilir tabii… bazi sevdiklerinin uzakta olmasi ne menem birseydir tanrim, hic varolmamalarina tercih edilir tabii… herseyin yolunda gitmemesi de zordur be tanrim, ama suphesiz ki hicbirseyin yolunda gitmemesine tercih edilir, yalnizca bir tek sey bile duzgun gidiyorsa degil mi ama… senin de isin zor tanrim,...
Some love stories aren’t epic novels, some are short stories. But, that...
– Carrie Bradshaw
October 2010
8 posts
amma calmisim, biraz da soyleyeyim
ne cok ozledigim sey var halbuki, bir tek pencere kosesinden giren sapsari aksam gunesinde oynasan toz zerreleri mi ozledigim, ya da belki morglardaki gibi insanin kanini donduran o beyaz isikta dans eden en grisinden sigara dumani, kim bilir, belki hafif bir boyun hareketiyle rahatlamaya donusen o gergin vucut sendromu, ya da dur, en guzeli serin bir sonbahar yagmuru degil mi?… degil!...
yeter ki onursuz olmasin ask
misal, hani olmaz ya, bir çocugun hikayesi olsun mesela. bu çocuk küçücükken baslasin aglamaya, eline geçen her oyuncagi kirsin mesela. arkadas seçmesin hiç bu afacan, herkese ayni uzaklikta dursun. istediginde sarilsin, öpsün, sikildiginda kirsin döksün arkadasini. sonra büyüsün biraz daha, okumayi söksün mesela. asik olsun yaninda oturan kiza, ayirmayi ögrensin sonra. sonra maç yapmaya baslasin....
your body needs to be held and to hold, to be touched and to touch. none of...
– Henri Nouwen
havalar da iyice sogudu !
degismeyen tek sey degisimdir derler ya, hikayenin dik alasi… isterseniz dil problemi diyin siz buna, isterseniz arguman bozuk deyin, ama boyle birsey yok ve neden olmadigini yazip ne kendimi rezil edecegim, ne de siz sevgili izleyenlerin canlarini sikacagim… diyorum ki, soyle oynak birserlerin caldigi, birkac duble rakinin yudumlandigi, yaka dugmelerinin coktan acildigi, rahat mi...
September 2010
2 posts
bir cisim yaklasiyor
zamanin otesinden gelen bir uyari… insan once kendine durust olacak, kendi sinirlarini bilecek, kendine bir cerceve cizecek, kendiyle olan hesabini gorecek ilk once. yoksa… yoksa ilk kendini yoracak, ilk kendini manavda hiyar secerken bulacak, defolu pantolonu bulup almis olacak alis veris yaparken, huzuru sadece oykulerden, sarkilardan duyacak, bilecek… insan olmanin...
August 2010
2 posts
Be Yourself: 30 & + →
Andy Rooney der ki… ” Yaşım ilerledikçe, en çok otuz yaşını aşmış bayanlara değer vermeye başladım.” İşte bunun sebeplerinden bir kaçı: Otuz yaşını geçmiş bir kadın asla sizi gecenin bir yarısı uyandırıp “ne düşünüyorsun?” diye sormaz… Umurunda değildir çünkü ne düşündüğünüz.
July 2010
8 posts
yenilenmek, yeniden başlamak, kendine sürekli çeki düzen vermek, hep etrafındakileri düşünmek, ama hep bir çizgiyi takip etmekmiş popüler olmanın olayı… madonna bu yüzden hep popüler olmayı başarmış. birbiri ardına gelen değişiklikleri öyle güzel yediröiş ki kendine, kraliçe değil, tanrıça olmuş adeta… tabii biz küçük insanların böyle dertleri hiç yok esasında. hem zaten güzel birşey...
kafam karisik demismiydim?
firtina cikti seferler iptal, gemilerde talimatli gecis var, vapurlarda hizli hizli batis var, deniz otobusu de cok hizli ustadim, ne yaparim, nasil yasarim ben bu denizli sehirlerde diyorum bunlari gordukce, cok sukur ki guzel ankaram var ve orada yasiyorum, ne gerek heyecan yasamaya degil mi ama…bitti.
Long Live Rock'N Roll
esasinda degilim asik falan, ama olmustum bir keresinde. benim de ayaklarim aklimin degil, kalbimin goturdugu yerlere gitmisti bir keresinde. yazilacak da, soylenecek de cok sey var o gunlere dair. ama sonucta gecmiste kaldi cok sukur :) iste diyecegim odur ki, istanbul bana birini verdi, sonra aldi avucumun icinden, canim yandi, canim cekti cok, ama artik canim onu degil, o duygulari, o gunleri...
your one and only source...
efendim, acikcasi havuza yalnizca yuzmek icin atlaniyorsa guzel bir baliklama atlayis cok yerinde olacaktir. ancak, eger cok bunaldiginiz bir gunde serinlemek icin atliyorsaniz kesinlikle bombalama atlamalisiniz. gobekleme ve sirt ustu atlayislar, kesinlikle dostlar olmadan yapilmamasi gereken atlayislardir efendim, dostlarsiz gobekleme atlarsaniz, siz yanip gobeginiz kipkirmizi oldugunda kim...
şu gelen yar olaydı, elinde nar olaydı...
biraz büyük konuşacağım ama, bizi ayıran şeyler de, birleştiren şeyler kadar gerçek olmalı sanırım. yani demem o ki, birlikte yaşadıklarımız ne kadar gerçekse, ayrılığımız da o kadar gerçek oluyor… ille de güzel karelerde mi yaşamalı insan gerçeklerini, yoksa esasında gerçek olmadığının apaçık kanıtı mı akılda sadece güzel karelerin kalması… dşyeceğim o ki, pislik içinde yüzdüğümüzü...
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz...
could you please pass the salt honey?
akilli kadindi, size deniz getirecegim dedi ankaraliya… biliyordu ankaralinin hesabinin, hasretinin bu olmadigini, hem ankarali denizi ne yapacakti ki, bozkiri yesil bir cennete cevirmisti, sevgiyi, saygiyi, beraber yasamayi ogretmisti toz grisi sokaklarina. griyi, laciverti, forma yapmis giymisti ustune, duzen kurmustu yemyesil, colugunu cocugunu alip uzanmisti saga sola hafta sonlarinda,...