pazartesi sabahlarinin insan hayatinda digerlerinden farkli bir yeri oldugu suphesiz. yogunlukla okul, is gibi zorunda oldugumuz seyleri yapmakla, ya da en azindan gitmekle yukumlu oldugumuz yerlere gitmekle alakalidir bu. Hem neyi degistirir ki bu miskinligin nereden geldigi bilgisi… sonucta geliyor ve gun isigi gibi alnimizin bas kosesine oturuyor isil isil. kimisi icin ayridir pazartesinin anlami. kimi sevdigine guzel gorunmek, kimi sevdigi tur giysilerin icine rahatca, gogsunu gere gere girebilmek icin “yediklerine dikkat etmeye” baslar pazartesileri. cigerlerin bayram ettigi gunlerin baslangici da pazartesine denk gelir kimi insanlar icin. kimi aci ojesini ilk kez pazartesi surer geriye kalan tirnaklarina. devlet kapisinda isi olan, pazartesiyi tercih eder cumanin yerine. bunlarin tumunun bir yere kadar aciklanabilir oldugu da suphesiz, ancak, melanie fiona’nin bahsettigi pazartesi uygulamasini anlamak mumkun degil! “this is a warning that i am leaving on monday morning” onceden tasarlanmis, karari verilmis bir terkedisin pazartesi sabahina denk getirilisinin manidarligi inanilmaz degil midir sorarim… (cumleye “hayir” ile baslanmaz diyen lisedeki edebiyat hocama saygisizlik etmek istemem ama…) hayir madem yeni bir hayata baslamayi bu denli kafana koydun ey guzel kardesim, pazar aksami cik bari diger guzel kardesimin hayatindan da, terk ettigin insan da pazartesi sabah yeni bir hayata uyansin madem, degil mi ama, ayiptir yahu! bunu yapan erkek olsa, bu adamlara borcluyuz feminizmi (kavrami cumle icinde kullaniyor ama yanlis anlamis) diyecegim ama, elimden o hakkim da alinmis…bitti.
